At HastalıklarıAt Sağlığı

Atlarda Beslenme Hastalıkları: Belirtileri, Tedavileri ve Önleme Yolları

At beslenmesi, bu hayvanların genel sağlığı, performansı ve refahı için temel bir unsurdur. Besin eksiklikleri, aşırı beslenme veya dengesiz diyetler gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilen beslenme hastalıkları, atları yaygın olarak etkileyebilir ve yaşam kalitelerini önemli ölçüde düşürebilir. Bu nedenle, at sahiplerinin ve bakıcılarının, atlardaki yaygın beslenme hastalıkları hakkında bilgi sahibi olması, bu durumların nedenlerini, belirtilerini, önlenmesini ve uygun yönetim stratejilerini anlaması büyük önem taşımaktadır.

Bu raporun amacı, at sahiplerine atlardaki yaygın beslenme hastalıkları hakkında kapsamlı bir rehber sunmaktır. Rapor, vitamin ve mineral eksikliklerinden kaynaklanan sorunları, aşırı beslenme ve diyet dengesizliklerinin yol açtığı hastalıkları, Equine Metabolik Sendromu (EMS) ve Pituitary Pars Intermedia Disfonksiyonu (PPID) gibi özel durumları detaylı bir şekilde ele alacaktır. Ayrıca, atların sağlıklı bir şekilde beslenmesinde dikkat edilmesi gereken temel unsurlar, farklı yaş ve aktivite seviyelerindeki atların beslenme ihtiyaçları ve beslenme hastalıklarını tanıma ve önleme konusunda at sahiplerine yönelik pratik ipuçları sunulacaktır. Son olarak, at beslenmesi konusunda uzmanlaşmış veteriner hekimlerin ve kuruluşların kaynaklarına da değinilerek, at sahiplerinin ihtiyaç duydukları ek bilgi ve desteğe nasıl ulaşabilecekleri konusunda yol gösterilecektir. Bu raporun, Türkiye’deki at sahiplerine yönelik pratik ve faydalı bir kaynak olması hedeflenmektedir.

Atları Etkileyen Yaygın Beslenme Hastalıkları

Atların sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için çeşitli vitamin ve minerallere ihtiyacı vardır. Bu temel besin maddelerinin yetersiz alımı, bir dizi sağlık sorununa yol açabilir.

Vitamin Eksiklikleri

  • Vitamin A: Bu vitaminin eksikliği, özellikle uzun süre (>6 ay) kalitesiz kuru otlarla beslenen atlarda görülebilir. Vücuttaki A vitamini depoları yüksekse, belirtiler birkaç ay sonra ortaya çıkmayabilir. Eksiklik durumunda gece körlüğü (nyctalopia), gözlerde sulanma (lacrimation), korneanın keratinleşmesi, pnömoniye yatkınlık, dil altı bezlerinde apseler, koordinasyon bozukluğu, üreme sorunları, değişken iştah ve yetişkin atlarda ilerleyici halsizlik gibi belirtiler gözlemlenebilir. Ayrıca, tırnaklar düzensiz ve kırılgan bir şekilde gelişebilir. Taze yeşil otlar ve kaliteli yonca, iyi birer A vitamini kaynağıdır.
  • Vitamin D: Güneş ışığına veya güneşte kurutulmuş ota sınırlı erişimi olan genç atlarda D vitamini eksikliği riski daha yüksektir. Bu eksiklik, kemik kalsifikasyonunda azalmaya, sert ve şiş eklemlere, yürüme zorluğuna, huysuzluğa ve serum kalsiyum ve fosfor seviyelerinde düşüşe neden olabilir. Güneşte kurutulmuş ot tüketimi veya atın güneş ışığına maruz kalması genellikle D vitamini eksikliğini önler.
  • Vitamin E: Bu önemli antioksidan, hem kuru otlarda hem de ticari yemlerde depolama sırasında hızla kaybolur. Eksikliği, rabdomiyoliz (egzersiz sonrası kas hasarı), bağışıklık fonksiyonunda bozulma, üreme sorunları ve göz lezyonları ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca, bazı uzun süreli ve agresif antibiyotik tedavilerinin de E vitamini eksikliğine yol açtığı bildirilmiştir. Taze otlar mükemmel bir E vitamini kaynağıdır ve iyi otlaklara serbest erişimi olan atlar genellikle takviyeye ihtiyaç duymazlar. Eksiklik belirtileri arasında kas güçsüzlüğü, “tying up”, bağışıklık fonksiyonunda bozulma, üreme yetmezliği ve sinir-kas bozuklukları yer alabilir.
  • B Kompleksi Vitaminleri (B1/Tiamin, B2/Riboflavin, vb.): Normal şartlar altında, atların doğal diyeti ve bağırsak mikroorganizmaları tarafından sentezlenen B vitaminleri genellikle ihtiyacı karşılar. Ancak, stres durumlarında ihtiyaç artabilir. B1 vitamini (tiamin) eksikliği deneysel olarak iştahsızlık, kilo kaybı, koordinasyon bozukluğu, düşük kan tiamin seviyeleri ve yüksek kan piruvat seviyeleri ile karakterize edilmiştir. Nekropside kalp büyümesi de gözlemlenmiştir. Benzer belirtiler eğrelti otu zehirlenmesinde de görülmüştür. B1 eksikliği ayrıca iştahsızlık, kilo kaybı, yorgunluk, ishal, sinir iltihabı ve düzensiz kalp atışına neden olabilir. Tahıllar iyi birer B1 vitamini kaynağıdır.
  • Vitamin C: Atlar, karaciğerlerinde glikozdan C vitamini (askorbik asit) üretebilirler. Bu nedenle, genellikle diyetle takviye edilmesine gerek yoktur. C vitamini bir antioksidan olarak görev yapar ve kollajen sentezinde rol oynar.

Mineral Eksiklikleri

  • Kalsiyum: Bu mineralin eksikliği, her yaştan atı etkileyebilir, özellikle otlak veya mera ile beslenen ve büyük miktarlarda takviyesiz, tahıl bazlı konsantreler veya buğday kepeği ile desteklenen atlar risk altındadır. Aşırı fosfor alımı (Ca:P oranı < 1) da aynı klinik belirtilere neden olabilir. Kan kalsiyum konsantrasyonları homeostatik mekanizmalar nedeniyle alımı yansıtmazken, kemik mineral içeriğinin mobilizasyonu nedeniyle kan inorganik fosforu artabilir. Sıklıkla yüz kemiklerinde şişme ve yumuşama ile dönüşümlü topallık bildirilmektedir. Serum alkalin fosfataz aktivitesi genellikle artar ve pıhtılaşma süresi hafifçe uzayabilir. Kırıklar yaygın olabilir ve genel olarak yaralar kötü iyileşir. Kalsiyum eksikliği ayrıca anormal iskelet gelişimi, kırılgan kemikler, “bran disease”, minimal büyüme, gevşek dişler ve letarjiye yol açabilir. Kalsiyum ve fosforun diyetindeki oranın 2:1 olması idealdir.
  • Fosfor: Fosfor eksikliği, özellikle yüksek ihtiyaçları olan (büyüyen, laktasyonda olan, performans gösteren) ve tahıl takviyesi olmadan kalitesiz ot veya mera ile beslenen atlarda daha olasıdır. Serum inorganik fosfor konsantrasyonları azalabilir ve serum alkalin fosfataz aktivitesi artabilir. Bazen serum kalsiyum seviyeleri artabilir. Sinsi bir şekilde yer değiştiren topallık görülebilir. Kemik değişiklikleri kalsiyum eksikliğinde tarif edilenlere benzerdir. Etkilenen atlar, diğer klinik belirtiler ortaya çıkmadan önce büyük miktarlarda toprak tüketmeye veya diğer pika belirtileri göstermeye başlayabilir.
  • Selenyum: Selenyum eksikliği, Amerika Birleşik Devletleri’nin birçok bölgesinde selenyum açısından fakir toprakların yaygın olması nedeniyle atlarda en sık görülen besin eksikliklerinden biridir. Selenyum, atın sağlığında antioksidan olarak önemli bir rol oynar. Ayrıca tiroid hormonu seviyelerini kontrol eder, kas bütünlüğünü korur ve bağışıklık sistemini destekler. Hafif vakalarda küçük belirtiler üretse de, normal E vitamini seviyelerine sahip atlarda selenyum eksikliği belirti vermeyebilir. Selenyum eksikliğinin belirtileri arasında donuk tüy örtüsü, beyaz kas hastalığı, kas dokusu yıkımı, performans düşüşü ve bağışıklık fonksiyonunda azalma yer alır. Daha şiddetli vakalarda katarakt gelişebilir.
  • Bakır: Bakır eksikliği, atlarda ortopedik hastalıklara, anormal kıkırdak veya kemik gelişimine, soluk tüy rengine ve aorta yırtılmasına neden olabilir. Bazı yaşlı atlarda bakır emilimi azalabilir. Yetersiz diyet ayrıca büyüyen tayları da risk altına sokabilir.
  • Çinko: Taylarda çinko eksikliği, büyüme hızında azalmaya, iştahsızlığa, alt ekstremitelerde deri lezyonlarına, alopesiye, düşük kan çinko seviyelerine ve düşük serum alkalin fosfataz aktivitesine neden olur. Aşırı çinko (>1.000 ppm), genç atlarda gelişimsel ortopedik hastalıklarla ilişkilendirilmiştir. Yetişkin atlarda çinko eksikliği veya fazlalığının etkileri tam olarak belgelenmemiştir. Çinko, kemik gelişimi ile tırnak ve deri sağlığında rol oynar, ayrıca protein ve karbonhidrat metabolizmasına yardımcı olur.
  • Sodyum (Tuz): Atlar, sıcak havalarda yoğun çalıştırıldıklarında veya tuzsuz rasyonlarla beslendiklerinde tuz (NaCl) eksikliği belirtileri göstermeye daha yatkındırlar. Tuzdan mahrum kalan atlar kolayca yorulur, terlemeyi bırakır ve yoğun egzersiz yaparlarsa kas spazmları gösterirler. Kronik yoksunlukta anoreksi ve pika görülebilir, ancak bunlar tuz eksikliğinin spesifik belirtileri değildir. Laktasyondaki kısraklarda süt üretimi azalır. Uzun süreli eksikliklerde renal medüller yıkanmaya bağlı poliüri ve polidipsi görülebilir. Tuz ayrıca sindirime yardımcı olur, sinirler ve kaslar boyunca elektriksel uyarıların iletilmesine katkıda bulunur. Tuz eksikliğinin belirtileri arasında iştah azalması, dehidrasyon, letarji, terlememe, kas koordinasyonunda azalma ve laktasyondaki kısraklarda süt üretiminde azalma yer alır.
  • Potasyum: Kronik diyetle potasyum eksikliği büyüme hızında azalmaya, iştahsızlığa ve muhtemelen hipokalemiye neden olur. Ancak, çoğu foraj ortalama bir at için yeterli potasyum içerir. Terleme kayıplarına bağlı akut eksiklikler daha olasıdır ve kas titremelerine, kalp ritim bozukluklarına ve halsizliğe neden olabilir. Aşırı potasyum alımı, özellikle PO veya IV olarak bolus halinde verildiğinde, atriyal fibrilasyon gibi kalp ritim bozukluklarına ve muhtemelen kalp durmasına da neden olabilir. Potasyum eksikliğinin belirtileri arasında yorgunluk, huzursuzluk, yeme ve içmede azalma ve ürkeklik yer alabilir.
  • Magnezyum: Saflaştırılmış bir diyetle beslenen taylarda magnezyum eksikliği hipomagnezemiye, sinirliliğe, kas titremelerine ve ataksiye, ardından solunum hızında artış, terleme, konvülsif kürek çekme ve birkaç hafta sonra ölüme yol açmıştır. Ancak, yaygın olarak kullanılan yemlerin çoğu, şu anda önerilen 70-100 mg/kg kuru rasyonun çok üzerinde magnezyum içerir. Bu mineralin aşırı takviyesi daha olasıdır. Atlarda aşırı magnezyum alımının etkileri belirlenmemiş olsa da, diğer türlerden elde edilen verilere göre kalsiyum eksikliği klinik belirtilerine neden olabilir. Magnezyum eksikliğinin belirtileri arasında sinirlilik, heyecanlılık veya kas titremeleri yer alabilir. Stres, terleme, laktasyon ve/veya ishal magnezyum eksikliğine katkıda bulunabilir.
  • İyot: İyot eksikliği olan bir kısrağın doğurduğu taylarda sıklıkla yüksek mortalite oranı görülür, çünkü bu taylar emmekte zorlanır ve kalıcı hipotermi ile çok sayıda eklem ve kemik anormalliği geliştirirler. Neyse ki, yemler genellikle atın ihtiyaç duyduğu iyodu içerdiğinden iyot eksikliği nadirdir. İyot eksikliğinde tiroid bezinde şişme, kuru ve donuk tüy örtüsü, saç dökülmesi, büyüme ve kemik kalsifikasyonunda azalma, kalınlaşmış cilt ve düşük vücut sıcaklığı gibi belirtiler görülebilir.

Enerji ve Protein Eksiklikleri

  • Enerji Eksikliği (Kalori Eksikliği): Yetersiz kalori alımı, atların ihtiyaç duyduğu enerjiyi karşılayamaması durumunda ortaya çıkar. Bu durum, kilo kaybına, donuk bir tüy örtüsüne ve kaslarda erimeye yol açar. Kaloriler, atlara performans göstermeleri için gerekli enerjiyi ve gücü sağlar.
  • Protein Eksikliği: Özellikle iki yaşın altındaki atlar ve emziren kısraklar protein eksikliği için en büyük risk altındadır. Protein eksikliğinin belirtileri arasında kilo kaybı, kötü tüy ve tırnak büyümesi, büyüme geriliği ve kas kütlesi kaybı yer alır. Özellikle lizin olmak üzere amino asit sağlayan takviyeler, daha hızlı bir iyileşme için önerilir.

Eksikliklerin Belirtileri ve Sonuçları

Besin eksikliklerinin belirtileri sıklıkla non-spesifiktir ve aynı anda birden fazla besinin eksikliği söz konusu olabilir, bu da teşhisi zorlaştırır. Genel olarak dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında kilo kaybı, donuk ve cansız bir tüy örtüsü, kaslarda zayıflama ve erime, çatlak ve güçsüz tırnaklar yer alır. Ayrıca, atlarda yorgunluk, iştahsızlık, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve performans düşüşü gibi sorunlar da görülebilir. Mineral ve vitamin eksikliklerinin belirtileri atlarda farklı şekillerde ortaya çıkabilir; örneğin, donuk renkli tüyler, zayıf tırnaklar, eklem sorunları, bağışıklık tepkisinde gecikme, davranış değişiklikleri (anksiyete, ürkeklik), kas kaybı veya kilo alma zorluğu, düşük enerji seviyesi, sindirim sorunları ve hatta doğurganlık sorunları eksikliklerin işareti olabilir. Uzun süreli ve tedavi edilmeyen besin eksiklikleri, atların sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkilere yol açabilir ve hatta ölümcül olabilir.

Aşırı Beslenme ve Diyet Dengesizliklerinin Neden Olduğu Hastalıklar

Doğru beslenme kadar, atların aşırı beslenmesi veya diyetlerinde dengesizlik olması da çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.

  • Laminasyon (Laminitis): Bu acı verici ve potansiyel olarak hayatı tehdit eden durum, özellikle aşırı kilolu atları daha fazla etkiler. Laminasyonun en önemli nedenlerinden biri, aşırı miktarda yapısal olmayan karbonhidratların (nişasta, şeker, fruktan) alımıdır. Bu durum, özellikle tahıl aşırı yüklenmesi veya ilkbahar ve sonbahar aylarında şeker içeriği yüksek olan otlaklarda aşırı otlama sonucu ortaya çıkabilir. Equine Metabolik Sendromu (EMS) olan atlar, karbonhidratlara aşırı maruz kaldıklarında insülin direnci geliştirerek laminasyon riskini artırırlar. Pituitary Pars Intermedia Disfonksiyonu (PPID) da laminasyon için bir risk faktörüdür. Laminasyonun belirtileri arasında ayaklarda şiddetli ağrı, topallık ve dijital nabızda artış yer alır.
  • Kolik: Kolik, atlarda karın ağrısı için kullanılan genel bir terimdir ve beslenme ile ilgili birçok faktör bu duruma katkıda bulunabilir. Diyet değişikliklerinin çok hızlı bir şekilde yapılması, aşırı miktarda enerji alımı (özellikle tahıl gibi çözünür karbonhidratlardan), küflü yemlerin tüketilmesi, yetersiz su alımı ve düşük lifli diyetler kolik riskini artırabilir. Kolik belirtileri arasında huzursuzluk, iştahsızlık, sık sık yere yatıp kalkma, karına bakma veya karına doğru tekmeleme yer alabilir.
  • Gelişimsel Ortopedik Hastalıklar (DOD): Bu hastalıklar, genç, büyüyen atlarda beslenme dengesizlikleri sonucu ortaya çıkabilir. Özellikle kalsiyum ve fosfor arasındaki dengesizlik, bakır, çinko ve manganez gibi mikro minerallerin eksikliği veya aşırı enerji ve protein alımı DOD riskini artırabilir. Fizitis (büyüme plaklarının iltihabı), osteokondrozis (kıkırdak ve kemik gelişiminde bozukluklar) ve servikal vertebral malformasyon (wobbler sendromu) DOD’un yaygın örneklerindendir. Aşırı beslenme sonucu hızlı büyüme de DOD’a katkıda bulunabilir.

Diğer Metabolik Bozukluklar

  • Besinsel Sekonder Hiperparatiroidizm (“Big Head Disease”, “Bran Disease”): Bu durum, diyetin fosfor açısından çok yüksek veya kalsiyum açısından çok düşük olması sonucu ortaya çıkar. Özellikle aşırı miktarda kepek (pirinç veya buğday) veya tahıl ile beslenen atlarda görülür. Belirtileri arasında yüz kemiklerinde şişme ve yumuşama, topallık ve kemiklerde zayıflama yer alır.
  • Selenyum Toksisitesi: Aşırı selenyum alımı da atlarda toksik etkilere neden olabilir, ancak bu durum selenyum eksikliğinden daha az yaygındır. Belirtileri arasında tırnaklarda şekil bozuklukları, tüy dökülmesi ve sinirsel sorunlar yer alabilir.
  • Vitamin D Toksisitesi: Aşırı miktarda D vitamini alımı, vücuttaki yumuşak dokularda aşırı kalsiyum birikimine (kalsinozis) yol açabilir.

Spesifik Beslenme Hastalıkları

  • Equine Metabolik Sendromu (EMS): EMS, bazı atlarda diyetle alınan karbonhidratlara normal şekilde yanıt verememe (insülin disregülasyonu) sonucu ortaya çıkan klinik belirtiler ve klinikopatolojik değişiklikler bütünüdür. Genetik yatkınlığı olan atlarda (özellikle midilli, Arap, Morgan gibi “kolay kilo alan” ırklarda) obezite veya bölgesel yağlanma (özellikle boyun, kuyruk sokumu ve kaburgalar çevresinde), insülin direnci ve laminasyon ile karakterizedir. EMS olan atlar, yüksek karbonhidratlı öğünlere (tahıl veya otlak yoluyla) abartılı bir insülin yanıtı verirler ve kan glikoz seviyeleri normalden daha yavaş düşer. Yetersiz egzersiz de insülin direncini tetikleyebilir. EMS’nin teşhisi genellikle klinik belirtilere ve kan testlerine (özellikle insülin seviyelerine) dayanır. Tedavi, öncelikle düşük karbonhidrat ve yağ içeren bir diyetin uygulanmasını ve düzenli egzersizi içerir.
  • Pituitary Pars Intermedia Disfonksiyonu (PPID): Daha yaygın olarak Cushing hastalığı olarak bilinen PPID, genellikle 15 yaşın üzerindeki yaşlı atlarda görülen bir endokrin bozukluktur. Hipofiz bezinin pars intermedia bölümünün büyümesi ve iyi huylu tümörler oluşturması sonucu aşırı miktarda hormon (özellikle ACTH) üretilir. Bu durum, uzun ve kıvırcık bir tüy örtüsü (hirsutizm), kas kaybı (özellikle sırt bölgesinde), kilo kaybı, letarji, artan su tüketimi ve idrara çıkma, tekrarlayan enfeksiyonlar ve laminasyon gibi çeşitli belirtilere yol açabilir. PPID olan atlarda insülin direnci de sıkça görülür. PPID’nin beslenme yönetimi, insülin direncini kontrol altına almaya ve laminasyon riskini azaltmaya odaklanır. Düşük şeker ve nişasta içeren, yüksek lifli bir diyet önerilir.

At Beslenmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Temel Unsurlar

Atların sağlıklı ve dengeli bir şekilde beslenmesi için dikkat edilmesi gereken birkaç temel unsur bulunmaktadır.

  • Su: Su, atın vücudunun yaklaşık %70’ini oluşturur ve yaşam için hayati öneme sahiptir. Sindirim sürecinde, vücut sıcaklığının düzenlenmesinde, eklemlerin yağlanmasında, kas fonksiyonlarında ve vücuttaki atık maddelerin atılmasında önemli rol oynar. Ortalama bir at, günde 20 ila 45 litre arasında su tüketir. Bu miktar, hava sıcaklığına, atın aktivite düzeyine ve tükettiği yemin türüne göre değişiklik gösterebilir. Özellikle kuru otlarla beslenen atlar, otlakta otlayanlara göre daha fazla suya ihtiyaç duyarlar. Yetersiz su alımı, dehidrasyona ve impaksiyon kolik riskinin artmasına neden olabilir. Bu nedenle, atların her zaman temiz ve taze suya serbest erişimi olmalıdır. Kış aylarında suyun donmadığından emin olunmalı ve sıcak havalarda suyun serin tutulmasına özen gösterilmelidir.
  • Yem (Foraj): Otlar (mera) ve kuru ot (saman), atın diyetinin temelini oluşturmalıdır. Foraj, lif açısından zengindir ve atın sindirim sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışması için hayati öneme sahiptir. Atlar, günlük olarak vücut ağırlıklarının en az %1’i kadar kuru madde içeren foraj tüketmelidirler, ideal miktar ise %1.5 ila %2 arasındadır. Farklı ot türleri (örneğin, timothy, yonca, çayır otu) farklı besin değerlerine sahiptir. Örneğin, yonca otu genellikle daha yüksek protein ve kalsiyum içeriğine sahiptir. Forajın kalitesi de önemlidir; küflü, tozlu veya zararlı otlar içeren forajlardan kaçınılmalıdır.
  • Konsantre Yemler: Tahıllar (yulaf, mısır, arpa gibi) ve ticari olarak hazırlanmış yemler, özellikle yüksek enerji ihtiyacı olan atlar (örneğin, performans atları, büyüyen atlar, gebe veya emziren kısraklar) için foraja ek olarak kullanılır. Konsantre yemler, foraja göre daha yoğun bir enerji kaynağıdır ve genellikle protein, vitamin ve mineral takviyeleri içerirler. Ancak, konsantre yemlerin aşırı tüketimi kolik ve laminasyon gibi sindirim sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, konsantre yemler verilirken miktarlara dikkat edilmeli ve günlük rasyon, küçük ve sık öğünlere bölünmelidir. Genel bir kural olarak, bir öğünde 100 kg vücut ağırlığı için en fazla 2.5 kg konsantre yem verilmesi önerilir.
  • Otlak: İyi yönetilen otlaklar, atlar için değerli bir besin kaynağı olabilir. Taze otlar, vitaminler (özellikle A ve E), mineraller ve omega-3 yağ asitleri açısından zengindir. Ayrıca, otlakta otlamak atların doğal davranışıdır ve onlara egzersiz imkanı sunar. Ancak, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında otların şeker (yapısal olmayan karbonhidrat) içeriği yüksek olabilir. Bu durum, laminasyon riski taşıyan veya EMS gibi metabolik sorunları olan atlar için risk oluşturabilir. Bu nedenle, otlatma süreleri ve otlak kalitesi dikkatlice yönetilmelidir. Otlakların aşırı otlanması da besin değerini düşürebilir.

Uygun Beslenme Yoluyla Hastalıkların Önlenmesi ve Yönetilmesi

Birçok beslenme hastalığı, uygun bir beslenme programı ile önlenebilir ve yönetilebilir.

  • Dengeli Beslenme: Atın yaşına, aktivite düzeyine ve fizyolojik durumuna (büyüme, gebelik, laktasyon) uygun, dengeli bir diyet sağlamak temel prensiptir. Bu, doğru oranlarda yüksek kaliteli foraj, uygun miktarda konsantre yem, yeterli vitamin ve mineral alımını içerir. Ticari yemler genellikle farklı at kategorilerinin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde formüle edilmiştir, ancak gerekirse veteriner hekim veya beslenme uzmanı tavsiyesiyle takviyeler eklenebilir.
  • Kademeli Diyet Değişiklikleri: Atların sindirim sistemi hassastır ve ani diyet değişikliklerine uyum sağlamakta zorlanabilir. Yeni bir yem türüne geçiş yaparken veya yem miktarında bir değişiklik olurken, bu değişiklikler en az 7 ila 10 gün boyunca kademeli olarak yapılmalıdır. Ani değişiklikler, bağırsak mikroflorasını bozarak kolik, ishal ve diğer sindirim sorunlarına yol açabilir.
  • Bireysel Beslenme Planları: Her atın beslenme ihtiyacı farklıdır ve atın yaşı, cinsiyeti, aktivite düzeyi, sağlık durumu ve metabolik özellikleri gibi faktörler bu ihtiyacı etkiler. Bu nedenle, her at için bireysel bir beslenme planı oluşturmak en iyisidir. Özellikle özel sağlık sorunları olan (örneğin, EMS, PPID, alerjiler) veya yüksek performans gösteren atların beslenme planları, veteriner hekim veya equine beslenme uzmanı tarafından dikkatlice hazırlanmalıdır.
  • Veteriner Hekim ve Beslenme Uzmanları ile İşbirliği: Atınızın beslenme ihtiyaçlarını belirlemek ve herhangi bir beslenme sorununun teşhis ve tedavisi için veteriner hekiminizle düzenli olarak işbirliği yapmak önemlidir. Veteriner hekiminiz, atınızın özel durumuna göre size en uygun beslenme önerilerinde bulunabilir. Ayrıca, yeminizin besin içeriğini öğrenmek için yem analizleri de faydalı olabilir. Beslenme ile ilgili karmaşık durumlarda, equine beslenme uzmanlarından da destek almak faydalı olabilir.

Farklı Yaş ve Aktivite Seviyelerindeki Atların Beslenme İhtiyaçları

Atların beslenme ihtiyaçları, yaşlarına ve aktivite seviyelerine göre önemli ölçüde değişiklik gösterir.

  • Taylar: Doğumdan itibaren ilk aylarda tayların temel besin kaynağı anne sütüdür. Anne sütü, tayların hızlı büyümesi ve gelişimi için gerekli olan tüm besin maddelerini içerir. Yaklaşık 4-6 haftalıkken, taylar yavaş yavaş katı yemlere geçmeye başlarlar. Bu dönemde, yüksek kaliteli protein, enerji, kalsiyum, fosfor ve diğer minerallere ihtiyaç duyarlar. “Creep feed” olarak adlandırılan, taylar için özel olarak formüle edilmiş yemler bu geçiş döneminde faydalı olabilir. Tayların aşırı hızlı büyümesi, gelişimsel ortopedik hastalıklar (DOD) riskini artırabileceği için, beslenme dikkatli bir şekilde yönetilmelidir.
  • Büyüyen Atlar: Weanling (sütten kesilmiş) ve yearling (bir yaşındaki) dönemlerindeki atlar da büyüme ve gelişmeye devam ederler ve dengeli bir diyete ihtiyaç duyarlar. Bu dönemde, kemik ve kıkırdak gelişimi için kalsiyum ve fosforun doğru oranlarda (genellikle 1:1 ila 3:1 arası) alınması, ayrıca bakır ve çinko gibi minerallerin yeterli miktarda bulunması kritik öneme sahiptir. Aşırı enerji ve protein alımından kaçınılmalıdır, çünkü bu durum DOD riskini artırabilir. Foraj, bu yaş grubundaki atların diyetinin önemli bir bölümünü oluşturmalıdır.
  • Yetişkin Atlar (Bakım): Aktivite düzeyi düşük olan veya sadece hafif egzersiz yapan yetişkin atların temel beslenme ihtiyacı, yüksek kaliteli forajdır (vücut ağırlığının %1.5 ila %2’si kadar). Çoğu durumda, bu atlar sadece foraj ve suya ihtiyaç duyarlar. Ancak, forajın enerji içeriği yetersiz kalırsa, düşük miktarda konsantre yem eklenebilir. Yetişkin atların diyetinde protein oranı genellikle %8 ila %10 civarında yeterlidir.
  • Performans Atları: Yoğun egzersiz yapan performans atlarının enerji, protein, vitamin ve mineral ihtiyaçları önemli ölçüde artar. Bu atlar, artan enerji ihtiyaçlarını karşılamak için daha fazla kaloriye ihtiyaç duyarlar ve bu genellikle konsantre yemlerle sağlanır. Terleme sonucu kaybedilen sodyum, potasyum ve klor gibi elektrolitlerin yerine konması için elektrolit takviyesi önemlidir. Ayrıca, yağlar da performans atları için “soğuk enerji” kaynağı olarak kullanılabilir. Performans atlarının diyetinde protein oranı genellikle %10 ila %14 arasında olabilir.
  • Yaşlı Atlar: Yaşlı atların sindirim sistemi verimliliği azalabilir ve diş sorunları ortaya çıkabilir, bu da besin alımını etkileyebilir. Bu atlar, daha kolay sindirilebilen, yüksek kaliteli protein ve lif içeren yemlere ihtiyaç duyarlar. Yüksek yağ içeriğine sahip yemler, kilo alımına yardımcı olabilir. Yaşlı atların yeterli su aldığından emin olunmalıdır, çünkü dehidrasyon yaşlı atlarda yaygın bir sorundur. PPID gibi yaşa bağlı hastalıkları olan atların beslenme yönetimi, bu özel durumlar dikkate alınarak yapılmalıdır.

Tablo 1: Farklı Yaş ve Aktivite Seviyelerindeki Atların Temel Besin İhtiyaçlarının Karşılaştırılması:

Yaş/Aktivite Düzeyi Temel Enerji İhtiyacı Protein İhtiyacı (%) Kalsiyum/Fosfor Oranı Ek Notlar
Taylar Yüksek 14-16 1:1 – 3:1 Hızlı büyüme için
Büyüyen Atlar Orta – Yüksek 12-16 1:1 – 3:1 Kemik gelişimi için dikkatli oran
Yetişkin (Bakım) Düşük – Orta 8-10 >1:1 Temel ihtiyaçlar için foraj yeterli
Performans Yüksek 10-14 1.5:1 – 2:1 Artan enerji ve elektrolit ihtiyacı
Yaşlı Atlar Değişken 12-16 >1:1 Sindirimi kolay, yüksek kaliteli protein ve lif

 

At Sahipleri İçin Beslenme Hastalıklarını Tanıma ve Önleme Konusunda Pratik İpuçları

At sahipleri, atlarının sağlıklı kalmasına yardımcı olmak için beslenme hastalıklarını tanıma ve önleme konusunda çeşitli pratik adımlar atabilirler.

  • Vücut Kondisyon Skorunun İzlenmesi: Atınızın vücut yağ düzeyini düzenli olarak değerlendirmek için vücut kondisyon skorunu (BCS) kullanın. Bu, atınızın aşırı kilolu, zayıf veya ideal kiloda olup olmadığını belirlemenize yardımcı olur ve beslenme programınızda gerekli ayarlamaları yapmanızı sağlar. BCS, atın boyun, omuz, kaburgalar ve kuyruk sokumu gibi bölgelerindeki yağ birikimini gözlemleyerek yapılır.
  • Yem ve Su Tüketiminin Gözlemlenmesi: Atınızın ne kadar yem ve su tükettiğini düzenli olarak takip edin. Ani bir iştah kaybı veya su tüketiminde azalma, altta yatan bir sağlık sorununun veya beslenme dengesizliğinin işareti olabilir. Özellikle sıcak havalarda veya yoğun egzersiz sonrasında su tüketimini yakından izlemek önemlidir.
  • Beslenme Hastalıklarının Belirtilerini Tanıma: Beslenme hastalıklarının yaygın belirtilerini öğrenin ve atınızda bu belirtilerden herhangi birini fark ederseniz dikkatli olun. Bu belirtiler arasında kilo kaybı, donuk veya sağlıksız görünen tüyler, iştahsızlık, yorgunluk, topallık, karın ağrısı (kolik belirtileri), anormal tırnak büyümesi veya şekli sayılabilir. Erken teşhis, birçok beslenme hastalığının daha kolay yönetilmesine yardımcı olabilir.
  • Yem Seçimi ve Saklama: Atınızın yaşına, aktivite düzeyine ve sağlık durumuna uygun, yüksek kaliteli yemler seçin. Yem etiketlerini dikkatlice okuyun ve içeriklerini anlayın. Yemleri küflenmeyi ve bozulmayı önlemek için serin, kuru ve havalandırılan bir yerde saklayın. Küflü veya tarihi geçmiş yemleri asla kullanmayın.
  • Rutin Veteriner Kontrolleri: Atınızın genel sağlığını ve beslenme durumunu değerlendirmek için düzenli olarak veteriner hekiminizi ziyaret edin. Veteriner hekiminiz, atınızın özel ihtiyaçlarına göre size kişiselleştirilmiş beslenme önerilerinde bulunabilir ve potansiyel beslenme sorunlarını erken aşamada tespit edebilir. Ayrıca, atınızın diş sağlığı da beslenme açısından önemlidir, bu nedenle düzenli diş kontrolleri yaptırmak da önemlidir. Diş sorunları, atın yemi çiğnemesini ve besinleri emmesini zorlaştırabilir.

Sonuç

At beslenmesi, atların sağlığı ve refahı için hayati öneme sahip, karmaşık bir konudur. Beslenme hastalıkları, yetersiz veya aşırı beslenme, dengesiz diyetler ve özel metabolik durumlar gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir. Ancak, dengeli ve atın bireysel ihtiyaçlarına uygun bir beslenme programı ile birçok beslenme hastalığının önüne geçilebilir ve mevcut hastalıklar yönetilebilir. At sahiplerinin dikkatli gözlemleri, doğru bilgiye erişimleri ve veteriner hekimler ile beslenme uzmanlarından alacakları destek, atlarının sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmelerine önemli katkı sağlayacaktır. Unutulmamalıdır ki, her atın beslenme ihtiyacı farklıdır ve en iyi beslenme planı, atın yaşına, aktivite düzeyine, sağlık durumuna ve özel ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilmiş olandır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu